Bolu'nun ilk sakinleri
Hititlerdir. M.Ö. 1211 senelerinde bütün Hitit toprakları gibi Bolu
da Frigyalıların eline geçti. Frigyalıları yenen Lidyalılar Bolu'ya
sahip oldular.
Osmanlı Devleti kurulunca, Osman Gazi zamanında Bolu, Göynük,
Mudurnu ve Taraklı Konuralp tarafından fethedildi. Tanzimattan
sonra, sancak olarak Kastamonu'ya bağlandı.
BOLU EKONOMİSİ
Bolu'nun ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Fakat son senelerde
sanayi ve turizm sektörü de oldukça gelişmiştir. Toplam brüt gelirin
% 40'ı tarımdan elde edilir. Faal nüfusun % 80'i tarımla iştigal
eder. Gelirin % 10'u ormancılıktan elde edilir.
Tarım
Bolu bir tarım bölgesidir ve en mühim özelliği her çeşit ürünün
yetişebilmesidir. Tahıl, tarım ürünlerinin başında gelir. Başlıca
yetişen ürünler buğday, arpa, çavdar, fasülye, tütün, şekerpancarı,
patates, pirinç ve fındıktır. Sebze ve meyve bakımından zengindir.
Amasya tipi “starkink” elması, armut, kestane, üzüm (etli beyaz,
kadın parmak, narince, çavuş) ve diğer meyveler bolca yetişir.
Türkiye fındık üretiminde Bolu üçüncü sıradadır.
İlimizin toprakaltı zenginlikleri de çoktur.
Borasit, az miktarda bakır, manganez, boksit ve yine az miktarda
demir ve sık sık rastlanan kireçtaşı ocakları vardır. Mengen ve
Göynük ilçelerimizdeki kömür ihtiyacı karşılamaktadır.
Hayvancılık
Çayır ve meraların çokluğu sebebiyle hayvancılık gelişmiştir. Koyun,
sığır ve keçi beslenmektedir. Arıcılık da gelişmiştir. Balı ve arı
sütü meşhurdur. Göllerde genelde sazan, alakbalık, karabalık, yayın
ve turna balığı üretilir.
Ormancılık
Bolu ilinin yarısından biraz fazlası ormanla kaplıdır. Türkiye'nin
orman varlığının % 3'ü Bolu'dadır. Bolu ormanları ağaç bakımından
çeşitli olduğu gibi, verim ve kalite bakımından da çok üstündür.
Senede 850 bin metreküp inşaat odunu, 10.000 m3 yonga odunu ve 400
bin ster yakacak odunu istihsal edilir. Kereste ve mobilya
fabrikaları vardır.
Madenler
Bolu ilinin yeraltı serveti de oldukça zengindir. Linyit, mermer,
alçıtaşı, demir, manganez, antimon, amyant ve kurşun yatakları
vardır. Bunlardan yalnız linyit ve mermer çıkarılmaktadır. Mengen,
Seben, Düzce ve Göynük'ten senede 120.000 tona yakın linyit istihsal
edilir. Bolu-Mengen yolu üzerindeki linyitin kalitesi yüksektir.
Seben'in Hıdırlar köyü ile Göynük ve Mudurnu'da mermer ocakları
vardır. Mudurnu civarında civaya ve Mercimek Dağı ile Karadere
arasında altına rastlanmıştır. Fakat rezervleri henüz tespit
edilememiştir.
Sanayi
Bolu'da sanayi son 15 sene içinde oldukça gelişmiştir. Bu hızla
tırmanırsa yakın bir gelecekte bolu bir sanayi merkezi olmaya
namzettir. Sanayi iş yerlerinin mühim kısmı orman ürünleri ile
ilgilidir. Başlıcaları; Karacasu Devlet Orman Kereste Fabrikası,
Düzce Sümerbank Sun'i Tahta Fabrikası, (Gentaş) Mengen Ahşap Yapı
Malzemeleri ve çeşitli mobilya fabrikaları tarım araçları ile ilgili
fabrikalar, Düzce Ambalaj Fabrikası, Çimento Fabrikası, Arçelik
Termosifon Fabrikası, Ardem Ocak ve Fırın fabrikası, Gerede Çelik
Konstrüksiyon Fabrikası, Kilit ve Yedek Parça Fabrikası, Çelik Pano
ve Radyatör Fabrikası, dokuma, makina ve gıda işletmeleri dokuma
atelyeleri ve orman ürünleri ile ilgili küçük işletmeler. Av tüfeği,
deri işleme, karoseri atölyeleridir.
İlimizde orman ürünleri sanayii gelişmiştir.
Arçelik ,Tekstil , Parke Fabrikası, Çimento Fabrikası, Filiz
Makarna, Maden Suyu ve Süt Ürünleri Fabrikası ilimizdeki diğer
sanayi kuruluşlarından bir kaçıdır.
Ulaşım
Bolu'da havaalanı ve demiryolu yoktur. Karadeniz'de 33 kilometrelik
bir kıyı şeridi olmasına rağmen büyük gemilerin yanaşmalarına müsait
limanı yoktur. Fakat İstanbul'u Ankara'ya bağlayan E-5 karayolu
Düzce-Bolu-Gerede üzerinden geçer ve E-5 karayolunun 120 kilometresi
bu il sınırlarındadır. E-5 karayolu ile her tarafa bağlanır. Yolsuz
köy hemen hemen yoktur. Hergün en az beş bin vasıta Bolu'dan transit
geçmektedir.COĞRAFİ
YAPISI
Türkiye
yüzölçümünün % 1,05'lik bölümünü kaplayan Bolu ili, 8.294 km²
(829.400 ha.) yüzölçümü ile Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz
bölümünde yer alır. Doğu-Batı uzunluğu yaklaşık 186 km.dir.
Bolu'nun, Dörtdivan, Mengen, Mudurnu, Gerede, Göynük, Kıbrıscık,
Seben, Yeniçağa ve Merkez ile birlikte 9 İlçesi bulunmaktadır. Bolu
İl Merkezine göre; Dörtdivan, Yeniçağa ve Gerede doğuda, Mengen
kuzeydoğuda, Göynük ve Mudurnu güneybatıda, Seben ve Kıbrıscık ise
güneyde yer almaktadır.
Bolu'nun, batısında Düzce ve Sakarya, güneybatısında Bilecik ve
Eskişehir, güneyinde Ankara, doğusunda Çankırı, kuzeyinde Zonguldak
ve kuzey doğusunda Karabük yer alır. Düzce'nin 584 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname kararı ile (09.12.1999 tarih ve 23901 sayılı
R.G.) il olarak ayrılmasıyla, Bolu'nun denizle bağlantısı
kalmamıştır. Türkiye'nin en yüksek nüfuslu iki şehri olan İstanbul
ve Ankara'yı birbirine bağlayan otoyolun şehrin içinden geçmesi,
Bolu'nun turizm şehri olmasında önemli paya sahiptir.
BOLU İKLİMİ
İklim bir bölgede uzun süre gözlenen ve yaşanan hava koşullarının,
ya da meteorolojik olayların ortalamasını ifade eden bir kavramdır.
İkilim sadece bitki ve hayvan bütün canlılar üzerinde değil;
çevrenin doğal ve yapay tüm cansız varlıkları üzerinde de önemli
etkileri olan bir etmendir. İnsanların uzun sürelik, günlük, hatta
anlık yaşamlarını, sağlıklarını ve iş verimlerini etkiler.
Bu nedenle bir bölgeyle ilgili hazırlanacak planlama çalışmalarında,
bölgenin iklim özelliklerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi,
planlamanın vazgeçilmez öğelerinden birisidir. İklim bir bölgenin
coğrafi konumuna, daha doğrusu içinde bulunduğu enlem kuşağına;
denize yakınlığına uzaklığına, deniz seviyesinden yüksekliğine,
arazinin engebe durumuna, özellikle dağların deniz kıyısına paralel
veya dik oluşuna ve bitki örtüsüne bağlı olarak değişir.
ATAMIZ VE BOLU
Atatürk, 17 Temmuz 1934 saat tam 17.00'de, siyah bir otomobil ve
beraberinde mahiyetiyle Bolu'ya ayak bastı.
Otomobilinden, şimdiki Kız Meslek Lisesi'nin olduğu yer, o zamanki
adıyla Çulyeri Karga Tepesi'nde indiğinde, Bolu halkı tarafından
coşku ile karşılandı.
Bolu, baştanbaşa bayraklarla donatılmış, Atatürk'ün geçeceği yollar
tekrar yaptırılmıştı. Hatta Atatürk'ün üzerinde yürümesi için
halktan yerlere serilecek halılar toplanmış, daha sonra Atatürk'ün
mütaviziliği düşünülerek halılar kaldırılmıştı.
Atamızı karşılayanlar arasında Vali Ali Rıza Üner, Belediye Başkanı
Reşat Aker, ilk bayan mebuslardan Bedis Morova da vardı. Kız Meslek
Mektebi talebeleri, ortaokul ve ilkokul talebeleri ile şapkalı
bayanlar, o günkü karşılama törenine ayrı bir hava verdiler.
Belediye Başkanı Reşat Aker'den kısaca Bolu hakkında bilgi alan
Atatürk, eliyle halkı selamladı ve kendisini karşılamaya gelenler
arasından Tuz Pazarı'nı geçerek (şimdiki Ticaret Bankası önünden)
Belediye Meydanı'na indi. Atatürk, bazı kayıtlara göre buradan da
Parti Sokak üzerinden Hıdırlık Tepesi'ndeki Halkevi binasına yürüdü.
Burada da kendisini bekleyen halk tarafından coşku ile karşılanan
Atatürk, Halkevi merdivenlerinden Bolu ovasına ve orman denizine
bakarak, daha önce neden Bolu'ya gelmediğine hayıflandı.

Halkevi'nde bir süre istirahat eden Atatürk, saat 20.30'da yemek
yerken, Halkevi önünde fener alayı ve şenlikler vardı. Bolulu'lar,
Ata'nın Bolu'ya tefrişleri onuruna bir balo vermişlerdi. Halkevi
Bandosu, Gençlik Marşı başta olmak üzere marşlar çalmış, milli
oyunlarla ziyafet vermişti. Atatürk, dışarı çıkarak gençlerin
arasına girdi. Onlarla birlikte eğlencelere katıldı ve heyecanlı
konuşmalara teşekkür etti. Bu arada gençlerin arasında Behire
Hanım'ı tanıyan Atatürk, bilahare ismini Bediz olarak değiştirdiği
ve Morova soyadını verdiği Behire Hanım'ın hoş sohbetinden ve pratik
zekasından çok hoşnut oldu. Bunun üzerine "Şuna kani olmak lazımdır
ki; yeryüzünde gördüğümüz herşey kadının eseridir" diyerek çok değer
verdiği kadınların seçilme zamanının geldiğini, yanındakilere
belirten Atatürk, tarihi kararını verdi ve nitekim 05 Aralık 1934'de
kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesine dair yasanın kabul
edilmesini sağladı. Bediz Morova, 1 Mart 1935'de yapılan seçimde, 18
kadın milletvekilinden biri olarak TBMM'de Bolu'nun vekilliğini
yaptı.
Atatürk, Halkevi'nde gece yapılan baloya katıldığı gibi, ertesi gün
Adapazarı'na gitme hazırlıkları sırasında, gelen heyetleri de kabul
etti, ayrıca halkın dileklerini dinledi. Akdeniz bölgesinde meydana
gelen bir hadise yüzünden yurt gezisini planlanandan önce
sonlandıran Atatürk, bazı kayıtlara göre Ankara'ya geri döndü.
Atatürk, gitmeden önce 18 Temmuz 2001'de Halkevi Defteri'ne, "Bolu
Halkevinde bir gece kaldım. Bolu'nun güzelliğinden, halkın coşkun
sevinçlerinden çok mütahasıs oldum" şeklinde mesaj yazmış, Bolu
gezisinden çok memnun kaldığını bu sözlerle dile getirmişti.

bilgi@boluziraatodasi.org.tr
|